Siyaset

Latif Şimşek yazdı, Halk TV için Sarıgül, Kılıçdaroğlu'na nasıl pazarlandı?

Beyaz Gazete yazarı Latif Şimşek köşe yazısında kirli bir pazarlığı gözler önüne serdi.

22 Ağustos 2017 Saat: 14:09
Latif Şimşek yazdı, Halk TV için Sarıgül, Kılıçdaroğluna nasıl pazarlandı?
Latif Şimşek yazdı, Halk TV için Sarıgül, Kılıçdaroğlu'na nasıl pazarlandı?

Latif Şimşek, Soner Yalçın'ın Halk TV'yi almak için Mustafa Sarıgül'ü, Kemal Kılıçdaroğlu'na nasıl pazarladığını yazdı.

Şimşek, geçtiğimiz günlerde de Halk TV'yi almak isteyen Soner Yalçın'ın kendisine engel olan Deniz Baykal'a küfrettiğini yazmıştı. Latif Şimşek bugün o yazının belgelerini yayınladı.

İşte Latif Şimşek'in o yazısı ve adı geçen belgeler;

SONER YALÇIN'IN SARIGÜL AŞKI!

Tarih 2011, Şubat'ın ikisi. Yine Soner Yalçın'ın Halk Tv'yi ele geçirmeye çalıştığı ama Baykal'ın avucunu yalattığı günler. Soner, Halk Tv'yi alamasa bile bir Tv kanalına sahip olmak istiyor. Kendi deyimiyle, hedefinde FlaSh Tv ya da Sky Tv var. Ama… Bütün bunlar için yüklü miktarda para gerekiyor olmalı. E tabi bir de para babası. Bütün para babalarına da bir şey vermeden almak mümkün değil.

Soner Yalçın'ın telefonu çalar. Arayan Mustafa Sarıgül'dür. Belli ki Soner Yalçın, daha önce Sarıgül'ü aramış ama ulaşamamış.

SONER YALÇIN: Efendim, alo.

MUSTAFA SARIGÜL: Sonerciğim Ben Mustafa Sarıgül, Günaydın.

SONER YALÇIN : Abi nerelerdesiniz?

MUSTAFA SARIGÜL: …. Erzincan'a gidiyorum bir cenaze var. Yarın görüşebiliriz.

SONER YALÇIN: … Geçen haftalarda bir-iki kez Genel Merkez'deydim. Bazı işler var özel olarak anlatırım.

SONER YALÇIN: Şöyle bir teklifte bulundum. Henüz Kemal Bey'e söylemedim. Önce size söyleyim istedim.

MUSTAFA SARIGÜL: Evet.

SONER YALÇIN: Benim önerim şu: Kemal Bey'e söyleyeceğim. Bu seçimde, İstanbul'u Mustafa Sarıgül'e verin. CHP birinci çıkarsa İstanbul Belediyesini de Sarıgül'e verin.

MUSTAFA SARIGÜL. Anlıyorum, anlıyorum. Nasıl uygun görürsen sen Sonerciğim, değerlendirirsin sen babacığım.

SONER YALÇIN: Ben bu sözü aldığımı söyleyebilir miyim Kemal Bey'e?

MUSTAFA SARIGÜL. He..he.. Şimdi şöyle. Ben bütün gücümle çalışırım kesinlikle ama senin fikrin olsun ve ondan sonra benimle konuşmuş ol. Şimdi direk böyle…

SONER YALÇIN: Okey. Ben aldım mesajımı.

MUSTAFA SARIGÜL. Soner'ciğim yarın bir buluşalım değerlendirelim olur mu?

SONER YALÇIN. Ne demek abi ne demek…

Peki, Soner Yalçın, Sarıgül için kendini niye paralıyor ki?

Sarıgül İstanbul'u alırsa bundan Soner Yalçın'ın ne çıkarı olacak? Ya da Soner Yalçın, mesela niye Gürsel Tekin'i değil de Sarıgül'ü, Kemal Kılıçdaroğlu'na pazarlıyor.

Valla benim kulağıma gelenlere bakarsam, Sarıgül, özellikle gazetecilere karşı çok cömert bir belediye başkanıymış eskiden. Hem de ayırt etmeden selamı sabahı olan bütün gazetecilere hatırı sayılır hediyeler gönderirmiş. Soner Yalçın da tam o günlerde Halk Tv'yi almaya kalkışıyor ya… Şeytan ister istemez insanın aklına getiriyor: Acaba Halk Tv'nin alınışında sponsorlardan biri de Mustafa Sarıgül müydü diye? Gerçi Soner Yalçın Halk Tv'yi beleşe kapatmaya çalışıyor ama yine de epey para gerekiyor. Alet, edevat falan…

Aslına bakarsanız Türkiye'de gazetecilerin siyasetçilerle bu türden ilişkileri alışılmadık bir durum değil. Hürriyet'te bir sürü adamın işten atılmasının nedeni, gazetenin haber konusu olan kişilerle ticari ilişkiye girmiş olması değil miydi? Adamın resmini manşete yerleştir, hop ertesi gün git klip çek… En azından kulislerde böyle konuşuluyor.

Soner Yalçın ve saz takımı, attı mı mangalda kül bırakmayanlardan.

Eğer bizim mahalleden bir gazeteci, Ak Partili bir siyasetçiyle böyle bir alışverişe girişse, Soner Yalçın günlerce haber konusu yapar. Üstüne de dört tane köşe yazardı.

Soner Yalçın'ın siyasal ilişkisi sadece Sarıgül ile değil. “İstanbul'u Sarıgül'e teslim et” diyerek, emrivaki yapacak kadar Kılıçdaroğlu'na da yakın. Ama Deniz Baykal'a uzak, o kadar uzak ki, “Kafayı yemiş o. Çocuğu” diyebiliyor. Şimdi siz gelin de, “Soner Yalçın Kılıçdaroğlu ile Baykal'a kumpas kurmak istedi” iddialarını nasıl değerlendirirseniz değerlendirin.

Soner Yalçın, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Bekir Coşkun gibi gazeteciler, Türkiye'de özellikle Ak Parti'ye hasım kesimin gözdeleri. Onlar Ak Parti'ye ve Erdoğan'a vurdukça birilerinin yüreği soğuyor. Varsın soğusun… Ama bilmeliler ki, bu “idol” gazeteciler, kitaplarından okudukları ya da köşelerinden izledikleri kadar ilkeli ve tutarlı değil. Demokrasi naraları atarlar ama istedikleri demokrasi sadece kendileri içindir. Mazlumdan yana görünürler ama onların mahallesinden bir mazlum. Karşı mahalleye ve kendilerinden olmayanlara çamur atmakta asla tereddüt etmezler. Çünkü onlar yalnızca kendileri için yaşarlar. Bu ülke sadece onlarındır. Bu devlet onların olmak zorundadır. Hükümetler gelip geçse de hep onların borusu ötmüştür. Ve günün birinde biri çıkıp da borularına ot tıkandığında çılgına dönmüşlerdir…

Soner Yalçın'a önceki yazımda, yani Deniz Baykal'a küfrettiğine ilişkin yazımda, yazdıklarım doğru demiştim. İşte hem o yazının hem de bugünkü yazının belgeleri…

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

FRANSAGAZETESI.COM - Fransa Haberleri France Journal Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız